|
KORUYUCU ORTODONTİK
TEDAVİ
GİRİŞ
Bu bölümdeki bilgiler
dişhekimliği eğitimi almayan kişilerin anlayacağı şekilde basitleştirilerek
anlatılmıştır.
Genelde bireylerde
ortodontik düzensizlikler ortaya çıktıktan sonra ortodontiste başvurulduğundan
ancak bozuklukların düzeltilmesine yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Oysa genel
tıpta olduğu gibi, ortodontide de koruyucu hekimlik bilinçli olarak yapılırsa
hem hastayı aparey takmanın zorluğundan hem de aileyi masraftan kurtarırız..
Bu amaçla, ailelerin
koruyucu dişhekimliliğine önem vermesi gerekmektedir. Nasıl bir çocuk doğduktan
sonra belirli bir yaşa gelene kadar, çocuk doktorunun kontrolü altında
büyütülüyorsa, diş ve çene gelişimini de bir pedodontist veya ortodontistin en
azından aile dişhekiminin kontrolünde yapmalıdır.
TANIMLAMA
Koruyucu ortodonti,
herhangi bir devrede, bireyin çene, yüz gelişimini ve dişlerin karşılıklı
ilişkisini bozabilecek herhangi etkenden korumaya denir.
Ortodontik bozukluklar
çok değişik faktörlerin etkisi altında oluştuğundan koruyucu ortodonti
uygulaması kolay çözümlenecek bir uygulama değildir. Örneğin irsiyete bağlı
ortaya çıkan anomalileri önlemek imkansızdır. Ancak sonradan kazanılmış
anomalileri önlemek mümkündür.
KORUYUCU ORTODONTİ
YÖNTEMLERİ
Ortodontik anomalilerden
korunmada dikkat edilecek noktalar şunlardır.
1-Beslenmenin kontrolü
Yalnızca çene ve dişlerin
gelişimi yönünden değil tüm vücudun gelişimi yönünden, genel sağlığın iyi
durumda bulunması ve bu şekilde tutulması gereklidir.Bu da düzenli beslenme ile
olacaktır.
Süt çocuğunun en iyi
beslenme şekli doğal yol olan anne sütüdür.Bu tür beslenme ile hem ağız
bölgesinin kaslarının gelişimi sağlanmış olacaktır,hem de gerekli vitaminleri
alacaktır.Örneğin anne sütünde C vitamini 100 ml'de 4-7 mg olmasına karşın inek
sütünde bu miktar 100 ml'de 1 mg'dır.İlaveten anne sütünde bulunan antikorlar
çocuğun bağışıklığını sağlayacaktır.
Ca ve P'un gelişen dişler
ve kemikler üzerine çok önemli etkileri oldukları bilinmektedir.Eksikliklerinde
kemik metabolizması ile ilgili hastalıklar ortaya çıkar ki bunlardan çene
kemiklerini ilgilendirenlerin sonucunda ortodontik bozukluklar görülür.
Kalsiyumun diş ve kemik dokusu için göz önüne alınarak çocuğun bu ihtiyacını
karşılamak için Ca alımına dikkat etmek gerekir. Sağlıklı bir çocukta (kemik
metabolizmasını etkileyecek bir hastalığı yoksa) bu Ca alınımın ilaç ile olmayıp
doğal besinlerle alınmasından yanayım. Bunun için de Ca temini için okul
öncesinde ve ilkokul çağındaki çocukta günde 1 kg. süt veya mamulü (yoğurt vs.
vermek gerekir çünkü bu miktarın 1 gr.'ı kemik dokusuna çökelir ki bu da çocuk
için günlük ihtiyacı karşılar) Transport mekanizmasını sağlayan D vitamini
içinde güneş ışığı en doğal yoldur.Özellikle preparatlarla verilen aşırı D
vitamininden kaçınmak gerekir.
C vitamini dişlerin
gelişimi esnasında dentin oluşumu üzerinde de etkilidir.Dentinin oluşumu
esnasında Vitamin C'ye olan ihtiyaç kemik dahil diğer tüm vücut dokularından
daha fazladır. C vitamini eksikliğinde dentin oluşumu azalacağından daha ince
duvarlı geniş pulpalı olacağından, çürüğe direnci düşük olacaktır. C vitamininin
en önemli etkisi vücudu bakteri toksinlerinden ve infeksiyonlardan korumasıdır.
2-Diş sağlığının
kontrolü
Süt dişlerinde çürükler
en erken 1 yaşında ortaya çıkar. Anne, kesiciler sürdükten hemen sonra yumuşak
çocuk fırçasıyla dişleri her gece yıkamaya başlamalıdır.2 yaşından sonra ise
fırçalamayı her yemekten sonra yapmalıdır. Her ne kadar bundan sonraki
fırçalamayı çocuk kendisi yapacaksa da anne birkaç sene kontrol etmelidir.
Düzenli diş kontrolleri
2.5 yaşından itibaren olmalıdır.Her ne kadar bu devrede ideal dolgu yapmak
imkansızsa da ammonical gümüş nitrat uygulaması çürükleri daha düzgün kavite
açılacak ve dolgu yapabilecek yaşa kadar geciktirir.Bu devrede çürüklere karşı
en iyi koruyucu pit ve fîssür örtücülerdir(Dişlerin üstlerinin oje gibi bir
tabakayla örtülmesidir). Bunların 3-7-10-13 yaşlarında uygulaması tavsiye
edilmektedir. Süt ve sürekli dişlerin oklizal yüzeylerindeki fit ve fissürler
çürüğe müsaittirler ve florit tedavisi bu sahalardaki çürükleri önlemek için
uygun değildir.bu nedenle en iyi koruyucu fîssür örtücülerdir.
3-Flor uygulaması
Fluor ile ilk ilgilenen
ve dişler üzerindeki etkilerini ortaya koyan, bundan 90 sene önce Mc Kay adında
bir dişhekimidir.İyi beslenme gösteren kişilerde pratik olarak flour eksikliğine
rastlanmaması gerekir. Fakat dünya nüfusunun büyük bir kısmı diş çürüğünün
önlenmesinde gerekli optimal fluoru alamamaktadır. Bu durumda dışarıdan fluor
takviyesi gerekmektedir.Bu şekilde dışarıdan fluor uygulaması 2 şekilde olur:
1-FLORUN SÎSTEMİK UYGULANMASI
Suyun florlanması ,Tuz veya sütün florlanması,
Florur tablet halinde verilmesi gibi yöntemlerle florun ağızdan alınmasıdır.
2-FLORUN YEREL UYGULANMASI
Fluor içeren solüsyonlar,Fluorun gel halinde
uygulanması, Fluor içeren ağız gargaraların kullanılması ,Fluorlü diş
macunlarının kullanılması ,gibi yöntemlerin kullanılarak floru yalnız dişlere
uygulamaktır.
Florun fazlası kemiklerde çökelerek
kırılganlık yapmaktadır. Ve dişlerde çökelerek kahverengi lekeler yapmaktadır.
Ağızdan alman florda doz kontrol edilemediğinden bu tehlikeler her zaman vardır.
Bu nedenle günümüzde florun sistemik almışı bırakılmıştır.
4-Dişlerin sürme
durumunun ve karşılıklı ilişkisinin kontrolü
Daha ileri yaşlarda
ortaya çıkacak ortodontik problemlerin belirgin semptomu, dişlerin sürme
durumudur. Süt dişlerinin köklerindeki erimelerin (resorption) anormal olması,
genellikle yer yetmezliği problemi ile ilgilidir. Süt dişlerinden biri düşme
yaşından önce sallanıyor ise veya simetriği diş sağlam ve lükse değilse burada
anormal bir kök rezorpsiyonundan söz etmek gerekir.İdealde süt dişlerinin
düşmesi simetrik olup, sağ ve sol yarım çeneden bir taraftaki diş düştüğünde
karşıtı 3 ay içinde düşmezse anormal bir rezorpsiyon var demektir.
Süt dişlerinin normal
dökülmeleri geciktiğinde kalıcı diş normal yolundan sapar ve süt dişinin
palatinal veya lingualinden sürer. Buna bağlı olarak da birbirini takip eden
birçok ortodontik anomali ortaya çıkacaktır.Bu durumlarda düşmesi gecikmiş süt
dişinin zamanında çekimi bizi tüm ortodontik bozukluklardan koruyacaktır.
Herhangi bir bölgedeki
artı diş o bölgedeki diğer dişlerin sürme gecikmesine, gömük kalmasına veya
başka bir yerden sürmesine neden olacaktır. Böyle durumlarda artı diş ortadan
kaldırılmadan çapraşıklığın düzeltilmesi mümkün değildir.Bu nedenle kalıcı
dişlerin sürme zamanında, daha etkilenmeden,artı dişin çekilmesi lazımdır.
Zamanında düzeltilmeyen
dişlerdeki erken temaslar (Prematüre contact) dişlerde anormal fonksiyon ve
yanlış kapanışlara neden olurlar.Bu tür anormal kapanış süt dişli devrede çok
sık görülür.
5-Anormal frenum ve
frenectomi
Yeni doğan çocukta labial
frenum (üst ortadaki iki kesici diş arasındaki et parçası) alveol kretin
tepesine tutunmuştur.Normal koşullarda dişler sürüp, alveol kretin dikey boyutu
artınca, kretin yükselmesiyle orantılı olarak frenum da alveol sulcusa doğru
çekilir. Yaşamın erken devrelerinde frenum üst orta kesiciler arasından damak
papilla ile birleşir. Normal koşullarda lifler kesicilerin pozisyonunu
etkileyecek kadar kalın değildir.Bununla beraber bazı bireylede bu band kalın
olup,orta kesicilerin birbirleriyle temas etmesine mani olarak ortada bir aralık
kalmasına (Median diestema)neden olurlar. 9 yaşma kadar bu aralık kendiliğinden
kapanmamışsa bir ortodontiste başvurmakta fayda vardır
Koruyucu ortodonti
yönünden önemi ise,frenektomine geç kalınmadan yapıldığı durumlarda kaninlerin
sürme basıncıyla santraller birbirlerine yaklaşırlar ve arada açıklık kalmaz.
6-Ağız çevresindeki
kasların kuvvetlendirilmesi
Ağız çevresi kasların
dengesizliği, kas fonksiyonunda dengesiz çevre oluşturur.Bu da oklüzal ilişkide
dişlerde ve çenelerde bozukluk yapar.Ağız ve çeneleri çevreleyen kasların zayıf(
atonik) olduğu durumlarda bazı ortodontik anomalilerin ortaya çıktığı
bilinmektedir.Dişlerin çene kemiği (alveol kret)üzerinde dengeli kalmalarında en
önemli faktör ağız içi ve ağız dışı basınçların eşiti olmasıdır. Yani dil ve
dudağın karşılıklı eşit basınçla dişlere etki etmesi gerekir.Bunlardan zayıf
olan tarafa doğru dişler eğilirler.Dudağın zayıf olduğu durumlarda dişler öne
eğilecektir.Dilin zayıf olduğu durumlarda dişler arkaya eğilecektir.bu nedenle
bu tür anomalilerin önlenmesi için kasların tonuslarının yeterli olması
gerekmektedir.bu da zayıf olduğu teşhis edilen kasların yeterli kas egzersizleri
ile temin edilirler.
Bu egsersizler şunlardır
I.
Doğumda alt çene geridedir.Bunun ileri
yönde gelişip normale gelmesi için çocuğun çenesini ileri alması
gerekir.Uygulaması ise süt çocuğunda doğru ve bilinçli emme fonksiyonu ile
başlar. Çocuk emzirilirken dikkat edilecek nokta çocuğa orthostatik durum
denilen durumda emzirmektir.Bu durum çocuğun vücudun yere dik tutularak,memenin
çocuğun ağzına 45 derecelik açı ile vermesidir.Bu durumda alt çene yatarak
emmede olduğundan daha ileri doğru gelecek ve çeneyi ileri alan kasların etkisi
ile alt çene bu duruma uyuma çalışacaktır.
II.
Ağız çevresi kaslarının infantil ve
devredeki gelişimi sırasında kullanılan biberonun da rolü büyüktür.Aslmda ideal
olan çocuğun hiç biberon kullanmaması,beslenmesini anne memesi ile
yapmasıdır.Ancak bu gerçekleşemez ise mecburen başvurulacak aygıt biberon
olacaktır.Bu durumda en ideal biberonu kullanmayı yeğlemek yerinde olur.İdeal
bir biberonun özellikleri anne memesine benzer olmasıdır.Ki bu özellikleri
sıralayacak olursak;
l)Emzik ucunun kısa
olması (uzun aç ağızda yabancı cisim gibi rol oynayacak ve damak derinliğine
nede olacaktır).
2)Sert kauçuktan
yapılmalıdır. Sert kauçuk çiğneme kaslarına antrenman yaptırarak gelişmelerine
yardımcı olacaktır.
3)Süt akma deliğinin ince
açılmış olması gerekir.Delik büyük olduğunda çocuk çene kaslarını çalıştırmasına
gerek kalmadan süt akar.Halbuki delik küçük olursa,sütün şişeden gelmesini
sağlamak için çocuk çene kaslarını çalıştıracaktır.
4)Dudakların dışında
kalan kısmının geniş olması gerekir. Aksi halde bu kısım küçük olursa çocuk
memeyi ağzına alır ki bu da ağızda yabancı cisim gibi rol oynar.
III.
Dudak kaslarının zayıf olduğu
durumlarda, kasları kuvvetlendirmek için dudak egzersizleri gerekir. Örneğin
dudakların arasında mandal açıp kapatmak gibi,ip geçirilmiş düğmenin dudaklar
arasında sıkıştırılmasından sonra iple çekilmesi gibi.
7-Kötü alışkanlıkların
önlenmesi
Kötü alışkanlıkların
ortodontik anomalilere neden olduğu bilinmektedir.Bu alışkanlıklardan çocuğun
kurtarılması ile olası bir ortodontik anomaliden de çocuk kurtarılmış olur.
Bu alışkanlıklar ve
önlemleri şunlardır:
Yalancı emzik: Bazı araştırıcılara göre yalancı emzik, biberon gibi kullanılması
kaçınılmaz bir alışkanlık değildir.bu nedenle çocuğa ortodontik yönden zarar
vermek istenmiyorsa hiç ihtiyacı olmamasına rağmen çocuğa bu zorla
alıştırılmamalıdır.
Bazı araştırmacılar da
tersini önermektedirler.Bunlara göre yeni doğan çocuğun dış dünya iletişimi ağız
yoluyla olacaktır .Daha sonra duyu organları geliştikçe iletişimde ağzın yerini
bunlar alacaktır, ancak bu infant devreden kalma bir ağız alışkanlığı
olacaktır.bu alışkanlıklarda kimi çocuk elini, kimi çarşafını, yorganın hatta
ayak parmaklarını kullanacaktır.İleri devrelerde çocuk kendiliğinden kişiliği
geliştikçe bu alışkanlıkları bırakılacaktır. Ancak bazıları da bırakamayıp uzun
yıllar bunu alışkanlık olarak devam ettirirler.İşte bu devrede yukarıda
belirtilen alışkanlıklar içinde mücadelesi en kolay olanı yalancı emziktir.
Çocuğun parmağım veya yastığı kontrol altına alabilmek, yalancı emziği kontrol
altına alabilmekten daha zordur. İkinci nokta yalancı emziği diğerlerine kıyasla
sterilize etme olanağımızın bulunmasıdır.
Parmak emme : Parmak emmenin, diş ve çenelerde bozukluklar yapacağı üzerine dikkatin
çekilmesi ilk Pullen tarafından 1926 yılında olmuştur.
înfantlarda parmak emme
genel değildir ve klinik önemi yoktur. Süt dişli devrede de parmak emme devam
ederse çenelerde bozukluklar başlar ve kuvvet devam ettikçe bozukluğu artırır.
Birçok çocuk kalıcı dişlenme başlamadan bu alışkanlığı bırakır .Emme
alışkanlıktan kalıcı dişleri sürme yolundan saptıran faktörlerdir.
Parmak emmeyi engelleme
yöntemleri 2 grupta toplanır:
l)Ağız dışı yöntemler,
2)Ağız içi yöntemler
Ağız dışı yöntemler
çocuğun parmaklarım ağzına götürmesine engel olacak yöntemlerdir. Ancak bu
yöntemler artık günümüz ortodontisinde güncelliğini kaybetmiş olup, 1930,1940
tarihleri arasında uygulanan tedavilerdir.
l)Kundak çocuğunda:
Elbisesinin kollan bir iğne ile kundağına tespit edilirse,bir süre elini ağzına
götüremeyerek bu alışkanlığı unutur.
2)Daha ileriki yaşlarda
çocuklann kolunu bükemeyerek elini ağzına götürmemesi için desteklik takılır.
3)Ağzına elini bile
parmaklarını ağzına sokamaması için boksör eldiveni eldivenler takılır.
Ağız içi yöntemler ,ağız
içine yerleştirilen geçici protezlerdir. Bu protezlerde ön tarafta tel kafes
bulunup,elin ağıza sokulmasına mani olur. Dişlere yapışan sabit veya hasta
tarafından çıkartılıp takılana hareketli tipi vardır. Sabit veya hareketli
alışkanlık önleyicilerin etki mekanizması aynıdır.Kullanılış şekli farklıdır.
Sabit alışkanlık önleyiciler dişlere yapıştığından hasta tarafından
çıkartılamaması iyi tarafıdır.Eğer hastanın fena alışkanlığı yaptığı zamanlar
belli ise,(örneğin uyurken,çalışırken,TV seyrederken v.b) apareyi 24 saat
kullandırmak anlamsızdır.Kişisel tavsiyem eğer alışkanlığın yapıldığı zamanlar
belli ise ve hasta aparey takmama eğilimi göstermiyorsa hareketli alışkanlık
önleyici takarak hastaya sabit apareydeki gibi gereğinden fazla süre aparey
taşıma külfetinden kurtarılmış olunur.ancak hasta aparey takmamada ısrar
ediyorsa veya fena alışkanlığı yaptığı zaman belirli değilse sabit alışkanlık
önleyici takmak gerekir.
Ağızdan solunum: sağlıklı bir solunum burun yoluyla yapılanır.Ağızdan solunum
yapıyorlarsa, bu durum burun yollarındaki bir sorunun habercisidir.Daha da ileri
olarak çenelerin ve dişlerin bozulacağının veya bozulduğunun habercisidir.
Solunumun ağızdan yapılması,çenelerin daralmasına ve dişlerin çapraşıklığına
,alt çenenin geride kalmasına neden olur.
Ağızdan solunum küçük
yaşlarda ve yanlış solunum çeneler üzerindeki etkisi henüz başlangıçtaki ve tam
yerleşmemişken önlenir.burundan solunuma dönüştürülürse çenelerdeki deformasyon
kendiliğinden düzelecektir. Aksi taktirde çene genişletilmesi ve özellikle
çapraşıklıkta varsa çekimli tedavi gibi aktif tedaviler uygulamak gerekecektir.
8-Erken süt dişlerinin
kaybedilmesi ve sonuçları
Genellikle anne ve
babalar süt dişlerinin nasıl olsa düşeceğini,doldurulmasının gereksiz olduğunu,
kendilerinin dişhekimine başvurmalarının nedeninin dişi doldurtmak değil,
çektirmek olduğunu söylerler, Çene kemiği içinde gömülü olan kalıcı dişin germi,
ağız boşluğuna doğru yükseldikçe üzerinde yer alan süt dişinin kökünü eriterek
bir süre sallanmasına,sonra da düşmesine neden olur. Üt dişinden boşalan yere de
kısa bir süre sonra altındaki kalıcı diş sürer.Bu demektir ki süt dişinin
düşmesi ile kalıcı dişin sürmesi aynı devrelere rastlamaktadır.
Süt dişleri bu zaman
çizelgesinde belirlenen süreden önce başka bir deyimle, kökleri rezorbe olup
kendiliğinden düşmeyip çekilirse veya aşırı çürükler nedeniyle madde kaybına
uğrarsa o yerin normal boyutlarının korunması gerekir.Korunmaz ise ise bazı
ortodontik komplikasyonlara ortaya çıkar.Bu boyutları korumak için yapılan
apareylere yer tutucu denilmektedir. Yer tutucuların ortodontideki yerini
belirledikten sonra tanımlaması şu şekilde yapılabilir.Erken süt dişi çekimi
sonucunda olması düşünülen ortodontik anomalilere mani olmak için süt dişli
çenelere uygulanan aygıtlara yer tutucular adı verilir.
|